Arzu, Akıl ve Güç!
Eflatun meşhur devlet kitabında bir insanı, bir kenti ya da bir devleti yönetenin aynı dinamikler olduğundan ve biri anlaşıldığında diğerlerinin de anlaşılacağından bahseder.
Ona göre insan ruhu iki kısımdır. Bir kısım düşünen, anlayan, bilgelik bölümüdür ki insan bununla akıl yürütür, bilgelik kazanır ve gelişir. Diğeri ise arzu ve şehvet kısmıdır ki insan bununla acıkır, susar, sever. Hepimiz biliriz ki ezelden beri bu iki kısım kendi içerisinde kavga halindedir ve yaşamın önemli sırlarından biri de budur. Hemen her çağda insan bu iki büyük güç hakkında düşünmüştür ve tüm dinlerde de bu konudan önemle bahsedilir.
Ancak Eflatun tam da bu noktada üçüncü bir gücün varlığından bahseder; "öfke". Bu acaba akıl tarafında mıdır, yoksa arzu tarafında mıdır? Bu sorunun cevabı hayatı nasıl yaşadığınız ve nasıl anlamlandırdığınızın da cevabıdır aynı zamanda.
İş yerinde mutluluk!!!
İş yerinde mutlu olmanın çok fazla parametresi var aslında. Bunların çoğu da insanın kendi kontrolünün dışında gelişiyor. Yönetim tarzını, insan kaynaklarına bakışı, birlikte çalışacağınız insanları çoğunlukla seçemiyorsunuz. Ancak ömrümüzün önemli bir kısmını geçirdiğimiz iş yerlerini kendimiz için nasıl daha keyifli yapabileceğimiz konusunda düşünmek ve eyleme geçmek kesinlikle bir zorunluluk.
Gerçekçi düşündüğümüzde aciz insanın zaten çok az şeyi kontrol edebildiğini fark edebilirsiniz. Ne ne zaman doğacağınıza, ne hangi coğrafyada olacağınıza, ne de hangi aileye mensup olacağınıza siz karar vermediniz. Hayatımızın her evresinde yanımızda olanların, etkileştiğimiz insanların çok az kısmı üzerinde hükmümüz oldu. Aşklarımızın bile ne zaman hayatımıza girip ne zaman çıkacaklarına karar veremedik.
Demek ki, hayatı belli bir belirsizlik seviyesinde kabul etmek ve ona göre davranmak gerek. İş yerimizdeki birçok değişkeni de seçemedik ama yukarıda yazdıklarım yüzünden intihar etmediğimize göre bu belirsizliğin de üstesinden gelebilecek birkaç şey söyleyebiliriz.
Maaşına zam, işine son!
Dünyada her milletin her kesim çalışanında ortak bir nokta ararsanız, maaş memnuniyetine bakabilirsiniz. Aldığımız para hepimiz için az. Hep azdı ve sanırım hep az olarak kalacak.
Dünyadaki maaş trenleriyle ilgili çok çarpıcı bilgiler veren ILO raporunu inceliyorum son 2 gündür. Kafamda iskeletini hazırladığım yazı için çok değerli bir katkı oldu. ILO 1919 yılında kurulmuş, tam adı "International Labour Organization" olan bir örgüt. Uluslararası işgücü organizasyonu yani. Kuruluş amaçlarını, sosyal adaleti desteklemek ve dolayısıyla dünya üzerindeki barışa katkıda bulunmak olarak belirtmişler. Birincisi; ne kadar katkı yapabildiklerini bilmiyorum ama, amaç olarak açıkladıkları şeyler çok güzel. İkincisi, sosyal adalet sağlanmadıkça dünyada tam anlamıyla barış olamayacağını anlamış görünüyorlar.
Kapitalizm, sosyalizmi dağıtıp dünyada tek egemen yönetim şekli olduğundan beri, ekonomik dünya sürekli bu ulvi amacın tam tersi yönünde hareket etmeye devam ediyor. Az sonra Grafik-1 ve 2'de göreceğiniz üzere, yıllar geçtikçe emeğin karşılığı alınan çıktı büyük bir hızla artmış. Ancak ödenen para, alınan çıktı artışı ile orantılı değil. Bu ne demek? Sermaye sahibi kesimin daha çok kazanması ancak üreten orta kesimin toplam pasta payının küçülmesi demek.
Peki bu ne demek?
Dünyadaki maaş trenleriyle ilgili çok çarpıcı bilgiler veren ILO raporunu inceliyorum son 2 gündür. Kafamda iskeletini hazırladığım yazı için çok değerli bir katkı oldu. ILO 1919 yılında kurulmuş, tam adı "International Labour Organization" olan bir örgüt. Uluslararası işgücü organizasyonu yani. Kuruluş amaçlarını, sosyal adaleti desteklemek ve dolayısıyla dünya üzerindeki barışa katkıda bulunmak olarak belirtmişler. Birincisi; ne kadar katkı yapabildiklerini bilmiyorum ama, amaç olarak açıkladıkları şeyler çok güzel. İkincisi, sosyal adalet sağlanmadıkça dünyada tam anlamıyla barış olamayacağını anlamış görünüyorlar.
Kapitalizm, sosyalizmi dağıtıp dünyada tek egemen yönetim şekli olduğundan beri, ekonomik dünya sürekli bu ulvi amacın tam tersi yönünde hareket etmeye devam ediyor. Az sonra Grafik-1 ve 2'de göreceğiniz üzere, yıllar geçtikçe emeğin karşılığı alınan çıktı büyük bir hızla artmış. Ancak ödenen para, alınan çıktı artışı ile orantılı değil. Bu ne demek? Sermaye sahibi kesimin daha çok kazanması ancak üreten orta kesimin toplam pasta payının küçülmesi demek.
Peki bu ne demek?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

