Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eğitim ne kadar önemlidir?



Öncelikle, uzun bir aradan sonra tekrar selamlar...

Ne oldu artık yazmıyorsun yoksa vaz mı geçtin bu işten diyen dostlarıma da buradan cevap vereyim:

Hayır, vazgeçmedim. Sadece yoğun şekilde yüksek lisans bitirme projesine gömüldüğüm için yazı yazmakla ilgili tüm enerjimi oraya sevk ediyorum. 1 ay daha devam edecek bu tempo sonrasında bu yelkenli yolculuğuna kaldığı yerden devam edecek.

Ancak dün mezuniyet töreninde Bahçeşehir Üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Dr. Ali GÜNGÖR'ün ağzından dinlediğim ve onun da anlatırken 9. Cumhurbaşkanına atfettiği anekdotu unutmadan yazmam lazım:

Bir şey eksik ama ne?

Öğrenme sürecinin birkaç aşaması var. Öncelikle neyi bilmediğinizi öğreniyorsunuz. Daha önce aklınızda olmayan yeni sorular ve boşluklar beliriyor insanın kafasında. Herhangi bir konuda daha önce duymadığınız ihtiyaç, öğrenme isteğinizi tetikliyor. İkinci adım bilmediklerinizi öğrenme kısmı, yavaş yavaş, hata yaparak işliyor bu kısım. Üçüncü aşama ise öğrenilenlerin içselleştirilmesi, özümsenmesi ve beyin tarafından otomatikleştirilmesi kısmını oluşturuyor. Son aşama ise artık öğrenilen şeyi düşünmeden tamamen otonom sinir sistemi ile yapmak ki bunun için çok fazla pratik gerekiyor.
Araştırmalar en çok hatanın 2. ve 4. kısımda oluştuğunu gösteriyor. Yani bir yeni yeni öğrenirken, bir de öğrendiğimizden kesin olarak eminken hata yapıyoruz. Hafızam beni yanıltmıyorsa bunu ilk kez NurdoğanArkış’ın bir eğitiminde dinlemiştim. Araba kullanmayı öğrenmeyi örnek vermişti.  Yeni araba kullanmayı öğrenirken hatalar yapılması, beyin her küçük hareketi tek tek düşünmek zorunda olduğundan oldukça normal görünüyor. Ancak usta sürücü olup artık aktif beyni tamemen devreden çıkaracak derecede aşırı özgüven de aynı şekilde hatalara yol açıyor.

Eğitim olanakları


İnternet hayatımıza çok şey kattı, çok şey de aldı. Ama tartışılmaz bir gerçek olarak birçok konuda hayatın akışını geri dönülemez biçimde değiştirdi. Artık bilgiye ulaşamamak gibi mazeretimiz yok. Bilgi sahibi olmakla da çok övünülecek taraf kalmadı çünkü isteyen herkes hemen hemen her bilgiye erişebiliyor artık.

Bir önceki yazıda eğitimin içeriğinden ve kullanım şeklinden bahsedip sonra bu konudaki fırsatları belirteceğimi yazmıştım. Ara ara bu başlığa dönüp eklemeler yapmayı da düşünüyorum. Ancak maalesef imkanların hemen tamamı İngilizce bilmeyi hem de iyi derecede bilmeyi zorunlu kılıyor. İnternette en geniş bilgi/kaynak her zaman İngilizce dilinde maalesef ve Türkçe eşleniklerini bulmak pek kolay değil. Umarım birilerine faydası olur:


1. ULAKBİM (Ulusal Veri tabanı) http://uvt.ulakbim.gov.tr/  http://uvt.ulakbim.gov.tr/uvt/

İlk tanıtacağım kaynak önemli bir eksiği kapatan ULAKBİM sitesi. Türkiye'de yayınlanan makale, tez, doktora projesi gibi kaynakların derlendiği, konularına göre ayrıldığı ve ulusal erişime sunulduğu bu site araştırma yapmak, ödev hazırlamak ya da bir konuda daha önce yapılmış çalışmalara göz atmak için harika bir kaynak oluşturuyor. Dökümanların bir kısmı .pdf olarak direk indirilebiliyor, bir kısmına ise talep edip 5TL lik gönderi ücretini ödeyerek basılı halde sahip olabiliyorsunuz.

2. COURSERA   https://www.coursera.org

İkinci kaynağım, Dünya için harika bir işe imza atmış çok değerli bir site. Ana fikir dünyadaki herkesin en seçkin eğitimlere ücretsiz olarak ulaşabilmesi. Gerçekten Harvard, Standford vb. gibi çok seçkin üniversitelerin hazırladığı çok kaliteli dökümante edilmiş eğitimlere tamamen ücretsiz olarak katılabiliyorsunuz.  4- 12 hafta süren, ciddi ciddi çalışmanızı ve bazılarında ödev teslim etmenizi gerektiren bu kurslar İngilizce bilenler için çok değerli bir kaynak oluşturuyor.

3. OPEN COURSEWARE http://www.ocwconsortium.org/

Coursera ile aynı ülküyü edinmiş ve sanırım daha öncesinde kurulmuş bir site. Massachussets Institute of Technology, lisans ve yüksek lisans programlarını tüm dünyaya açtı. Günümüzde 200’ü aşkın üniversite bu program dahilinde derslerini -online olarak- öğrenmeye gönüllü olanlara açıyor. Bu site maalesef Türkçe dilini içermiyor ama 15 farklı dilde bedava eğitim olanakları sunuyor.

4. Open Education Database  http://oedb.org/library/features/236-open-courseware-collections

En iyisini en sona sakladım. Yukarıdaki link tam 236 ücretsiz eğitim kursuna erişiminiz sağlayacak. Burada listelememizin çok zor olacağı uzuuun bir listeye sahipler. Eğer merakınız varsa mutlaka ilgi duyacağınız bişeyler vardır.

Bu kaynakların çoğu dediğim gibi İngilizce ama eğer yabancı dil probleminiz yoksa çok faydalanabileceğinizi ümit ediyorum.



Eğitim! Ama nasıl ve nerede?

Eğitim artık önemli konular arasından çıktı, olmazsa olmaz konular arasına girdi. Rekabetin can yaktığı iş dünyasında lise mezunları çoktan tarih olurken yerini mutlaka üniversite mezunu olma gerekliliği almıştı. Sonra buna yabancı dil zorunluğu eklendi. Ardından yükseklisanslı olanlar öne çıkmaya başladı ve MBA kültürü de virüs gibi yayılınca artık yükseklisans yapmamış insan sayısı da hızla azalıyor. Ya da yapanların sayısı büyük bir hızla artıyor demek daha doğru olur. Yakın gelecekte doktorası olmayanların işe alınmadığını görürsem şaşırmam sanırım.


Eğitim elbette çok önemli ve çok faydalı. Ama çağımız hepimizi sonuç odaklı insanlar olarak yaşamaya zorluyor. Eğitimden geçerken biriktirdikleriniz, öğrendikleriniz değil, bir şekilde sonuç kağıdını elinize almak önemli olan. Adına eğitim desek de asıl süreç bir yolla ezberleyip gerekli sınavları vermek ve diplomayı ele almak artık. Sonuç maalesef kağıt üzerinde eğitimli ve donanımlı olan ama iş yaşamında sahadaki adamın tabiriyle "cacık olmayacak" bir sürü mühendis ve yönetici.

Eğitim şart mı?

Bir çalışan olarak çalıştığım iş yerlerinde elimin ulaştığı her eğitime katılmaya çalıştım. Hep eğitimin çok önemli olduğunu ve bir işletmenin, eğer değer veriyorsa, çalışanlarını sürekli geliştirmek adına durmadan eğitimler vermesi gerektiğini düşünüyordum.

Dün gece MBA İnsan Kaynakları dersinde Yücel hocamın söylediği bir cümle kafamda bambaşka bir bakış açısı daha oluşturdu. Yücel hoca eğitimin dezavantajlarından bahsediyordu ve daha önce eğitimin bir dezavantajı olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Özetle şöyle diyordu:"Çalışana bir eğitim verildikten sonra, eğer firma içinde bu eğitimin getirilerini uygulayabileceği bir fırsat bulamazsa eğitim çalışanın istek ve motivasyonunda ters etki yapabilir. Buna da eğitim şoku denir."

Demek ki çalışana değer verip eğitim faaliyetlerini önemsemek kadar, gereksiz eğitimler vermemek de önemliymiş. Eğitimden beklentileri ve eğitim sonrası ortamı da iyi hesaplamak gerekiyormuş...

MBA ne değildir?



2012 Eylül ayından beri Bahçeşehir Üniversitesinin Bursa'da açtığı Gelen İşletme MBA eğitimine devam ediyorum. Birçok insanın da içeriği, anlamı, değeri kestirmeye çalıştığını, merak ettiğini biliyorum. Bakalım neler anlamışım;

İngilizce "Master of Business Administration" kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve İş yönetimi master eğitimi olarak çevirebileceğimiz MBA özellikle son 10 - 15 yılın popüler konularından biri. Teoride, işletmecilik eğitimi almamış, iş yönetimi, finans gibi konularda açığı bulunan mühendislere yöneticilik vasıfları kazandırmak ve daha donanımlı yöneticiler yetiştirmek için ortaya atılmış. Amerika'daki tarihi bize göre çok daha eski. Ancak tüm eğitim sistemlerinin başına gelen 2 kaçınılmaz bela bu eğitimin de içinde. Özünde insanın işletmecilik yeteneklerini geliştirmesi için tasarlanan sistem popüler kültürün oyuncağı olmuş ve içeriğinden çok kendisi değerli hale gelmiş. Hem kendi sınıfımdan hem de yakın çevremden görebildiğim kadarı ile katılımcıların önemli bir kısmının içerikle, derslerle ya da hayatlarına ne katabilecekleri ile hiç ilgileri yok. Önemli olan kendilerine avantaj sağlayacağını ve bir getiri yaratacağını düşündükleri diplomaya ulaşmak. Kaçınılmaz olarak sonuç kağıdı amaca dönüşmüş durumda.

Paylaşın

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

S3