Üretim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Üretim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ey insanlık, biz nereye doğru gidiyoruz?

Resim :http://technotuesday.com
21. Yüzyıl.

Bilgi çağı.

Herşeyin çok kolay ulaşıldığı ve çok hızlı tüketildiği, teknolojinin altın dönemi. Cep telefonu, sosyal medya, tüpsüz televizyonlar, bilgisayarlar ve oyun konsolları diğer binlerce yandaşlarıyla birlikte hepimizin hayatını kapladı çoktan. Bu durumun ne kadar iyi ve harika olduğu, teknolojinin ne kadar hızlı ve büyüleyici şekilde geliştiği ile ilgili birçok şey yazabiliriz. Ama madalyonun bir de arka yüzü var!

Ey insanlık, biz nereye doğru gidiyoruz?

Yapılan araştırmalar ve elde edilen sayılar iç karartıcı. 2000 yılından itibaren hem Amerika'da hem de İngiltere'de maaşlar ve üretim birbirinden ayrılmış. Ekonomi büyümeye devam etmiş ancak orta gelir seviyesi bundan hiç nasibini alamamış. Aynı dönemde sadece İngiltere'de 360.000 tek kişilik girişimci iş kurulmuş. İşin bir de teknoloji devleri kısmı var. Google, Samsung, Apple gibi firmalar inanılmaz büyüklükteki sermayeyi yönetiyor artık. Ancak örneğin Apple'ın piyasa değeri Ford markasının çok üzerinde; buna rağmen Apple dünya çapında son kullanıcı dükkanları da dahil 80.000 kişi çalıştırırken Ford 700.000 kişiye iş sağlıyor. Dünyanın en değerli markası olan Apple sadece 80.000 seçkin insana gelir sağlıyor kısacası. Teknoloji devleri baş döndürücü bir hızla büyümelerine rağmen, ancak onlarla çalışabilecek nitelikte olan çok az sayıda insana isdihdam sağlıyor ve diğer işler için gerekli iş gücünü bedava temin ediyorlar. Ücretsiz yarattıkları yazılımlar hem birçok test ve geliştirme işinin hem de kullanıcılar hakkında çok değerli olan verilerin kendilerine bedava ve gönüllü olarak akmasını sağlıyor.

Teknolojinin baş döndürücü hızından birkaç örnek sıralayalım:

Toprak, Makine, İnsan


Bir ara "Tüfek, Mikrop ve Çelik" isimli bir kitap okumuştum. Yanlış hatırlamıyorsam Tübitak yayınlarına ait bir kitaptı. Bir araya geldiğinde çok anlamlı olmayan bu üç kelime, onbinlerce yıllık insanlık tarihinin nasıl şekillendiğini, insanlar için önemli olanın nasıl zamanla evrim geçirdiğini, göçebelikten yerleşik düzene geçişin nasıl üretimi ve gelişimi tetiklediğini anlatıyordu.

Okudukça aslında ırkların ya da milletlerin birbirlerinden daha akıllı ya da üstün olmadığını, tarihte onları güçlü kılanın çoğunlukla bulundukları coğrafya ve sahip oldukları doğal kaynaklar olduğunu anladım. Herhangi bir icadın enlem boyunca yani benzer iklimlerde yayılma hızının boylam boyunca yayılmaya oranla 100 lerce kat hızlı olduğunu öğrendim mesela. Örneğin tüfek Çinde ve Kuzey Amerika'da aynı anda bulunsa Çinden Avrupaya 50 yılda, Kuzey Amerikadan Güney Amerikaya 500 yılda gelebiliyormuş. Nispeten küçük bir alana çok kalabalık yerleşmiş Çinlilerin ya da bir adaya sıkışmış Japonların neden yemek kültürlerini bize ters gelen şekilde geliştirdiklerini de öğrendim.

Paylaşın

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

S3